Alternatif Menü
       Ana Sayfa
       Huder Forum
       Dergimiz
       Dokümanlar
       Site Üyeleri
       İnternet Bağlantıları
       Yargı Kararları
       Planlanan Faaliyetler
       Gerçekleşen Faaliyetler
       Sürekli Faaliyetler
       Ziyaretler
       Basın Açıklamaları
       Şube Yöneticilerimiz
       Tüzüğümüz
       İletişim ve Ulaşım
       Fotoğraf Galerisi
       Site İçi Arama
       Basında HUDER

En Hit 10 Döküman
 
1 Hukuk Devleti Olmaklığın Dayan 18146
2 Yemen Gezi Notları 16349
3 Bosna Hersek Gezi Notları 16281
4 Devre tatil sözleşmelerinde di 15147
5 Kamu İhale Yasası Üzerine Değe 14434
6 Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Cumhu 12749
7 Başörtüsünün Hukuki Mahiyeti 11535
8 Mısır-Ürdün-Suriye Gezi Notlar 9738
9 Memurların Yargılanması 9063
10 AİHM'e başvuru ve sonrası 7355
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 Hukuk, Hukukçu ve Hukukta Refo 5841
2 Türk Demokrasisinin 56 Yılı ve 6746
3 Öyleyse Neden 6669
4 Sunuş 5705
5 Afet Kararnameleri 6084
6 Hukukçular İçin Muhtemel Mesle 6010
7 Havana Kuralları 5603
8 Borsa ve Bölgesel Borsalar 6221
9 Memurların Yargılanması 9063
10 Kamu İhale Yasası Üzerine Değe 14434
 

En Çok Okunan 10 Karar
 
1 Devre tatil sözleşmesinin ipta 17439
2 Devre tatil sözleşmesinin ipta 13257
3 İdari para cezaları kesinleşme 11764
4 İcra takiplerinde asgari vekal 10816
5 Vergi davalarında nisbi ve üst 8598
6 Geçmiş Kart Aidatına İade Kara 8460
7 Eğitime Hazırlık Ödeneği (Kırt 8274
8 Telekom Sabit Ücret İptal Kara 8179
9 Tel. Hattı almadan ADSL kullan 7897
10 Devre tatil sözleşmesinin ipta 7817
 

Son Eklenen 10 Karar
 
1 Telekomun uyguladığı sabit ücr 4828
2 Tel. Hattı almadan ADSL kullan 6047
3 Davayı kazanan İlam aslının al 6350
4 E-Posta Ile Sovme Sucu 5707
5 İdari para cezaları kesinleşme 11764
6 Adil yargılanma hakkı 6735
7 Tel. Hattı almadan ADSL kulla 6317
8 Evlilik nedeniyle iş akdinin f 6965
9 Başörtüsüne ilişkin iptal kara 5370
10 Geçmiş Kart Aidatına İade Kara 7034
 
 
 

 

MEMURLARIN YARGILANMASI 

 

“Yargı Birliği” ve “Yargı Ayrımı” tartışması, yeni yüzyılın bir tartışması değildir. Memurlar penceresinden bakıldığında, bu tartışmanın sadece Özel Hukuk ile İdare Hukuku arasında değil, Ceza Hukuku ile İdare Hukuku arasında da yaşandığı görülür.

Memurlar, kamu görevlileridirler. İdare Hukukunun en önemli unsuru olan kamu görevleri memurlar eliyle yürütülür. Kamu düzeninin sağlanmasında memurlar esas unsur olarak rol oynar. Hayatın gereklerine göre karar almak, uygulamak, sorunları çözücü tedbirler üretmek, memurların, kamu düzenine ilişkin görev ve sorumluluklarının temelini oluşturur.

Yargılama esas ve usulleri açısından bu şu anlama gelir;

“Kamu düzenini sağlamaya ilişkin özel görev, yetki ve sorumlulukları bulunan memurların hususi konumlarından doğan suçlara ilişkin yargılanmalarının özel hukuk kapsamında yapılması gerekir.”

Bu, asla memurların daha hafif ve iltimaslı ceza hükümleri ile cezalandırılmaları anlamına gelmeyecektir. Yargılamaya ilişkin usul ve esaslar özel prosedürlere tabi olacak ama yargılama sonunda suçun sabit görülmesi durumunda, memur olan kişi, aynı suçu işleyen sivil kişiye göre daha ağır bir ceza ile cezalandırılabilecektir. Çünkü esas olan kamu hizmetlerinin, kamu yararına uygun sunularak kamu düzeninin korunmasıdır.

Meselenin bir başka yönü de, yargılamanın uzman hakim ve savcılar tarafından sürdürülmesini sağlamak olmalıdır.

Bu genel girişten sonra şunu söylemek gerekir ki, ülkemiz yargı sisteminde, memurların özel hukuk kurallarına göre yargılanmasında bir hukuk geleneği oluşmuş, bu alanda belirli hukuk normları ortaya konulmuştur.

Türk Hukuk Sisteminde, memurların yargılanmalarına ilişkin ilk özel hukuk düzenlemesini 1872 tarihli “Memurin Muhakematına Dair Nizamname” adı ile görüyoruz. Daha sonra 1913 tarihli “Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat” (MMHK) isimli düzenleme yapılıyor. Memurların adli suçlarından dolayı yargılanmaları uzun yıllar bu Muvakkat (Geçici) kanun hükümlerine göre yapılmıştır.

Memurların yargılanmalarına ilişkin son düzenleme 04.12.1999 tarih ve 23896 sayılı R.G.'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4483 sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerin Yargılanması Hakkında Kanun” olmuştur.

Muvakkat (Geçici) kanun olmasına rağmen yaklaşık 86 yıl (1913-1999) yürürlükte kalan MMHK, kendisini mülga eden 4483 kanuna göre memurların daha lehinde bir düzenleme idi.

1-MMHK'a göre, memurun soruşturması önce idare tarafından, muhakkik aracılığı ile yapılmak suretiyle fezleke düzenlenerek “men-i muhakeme” veya “luzum-u muhakeme” kararı verilmekte idi. Memurun yargılanması ancak “luzum-u muhakeme” durumunda veya “men-i muhakeme” kararının itiraz sonucu bozulması durumunda mümkün olabilmekte idi.

4483 sayılı kanun, idareyi ciddi bir şekilde etkisizleştirerek, Danıştay veya Cumhuriyet Başsavcılığı Makamların bürosu, alt birimi haline getirmektedir. Suç isnadı bulunulan memur hakkında, kanun ile belirtilen yetkili makamlar tarafından “ön inceleme” yaptırılmakta veya yapılmaktadır. Ancak bunun neticesinde yargılama süreci başlamaktadır. Bu da şu anlama gelir ki, 4483 ile Cumhuriyet Başsavcılarına memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, ön inceleme adı altında soruşturma yetkisi verilmekte, fakat bu soruşturma (ön inceleme) ne yargılama ne de hazırlık tahkikatı yerine geçmektedir.

2-MMHK uygulamasına göre, memurun yargılanmasına ilişkin karar, muhakkik raporunun bir kurul tarafından değerlendirilmesi neticesinde kesinleşmekte idi. Ancak, 4483 Sayılı Kanun'un 3. maddesi ile, memurun amiri ve kurul devre dışı bırakılarak “izin vermeye yetkili merci” tarafından memurun yargılanmasına ilişkin kararın verilmesi usulü getirilmiştir. Yani memurun yargılanmasına ilişkin karar “ kurul” (şahıslar) tarafından değil “şahıs” tarafından verilecektir.

3-MMHK; 1. maddesi ile soruşturma için gerekli şartları ortaya koymuştur. Buna göre, failin memur olması ve görevi sebebiyle veya görev sırasında iddia-isnat edilen suçu işlemiş olması gerekmektedir. Oysa 4483 sayılı kanun sadece, “görevleri sebebiyle” diyerek “görevleri esnasında” durumunu kapsam dışı bırakarak yargı teminatını daraltmıştır. Burada belirtmek gerekir ki, 4483 sayılı kanun bu hali ile, 1982 Anayasası'nın 144. maddesi ile ifadesini bulan “.....görevleri esnasında....” ibaresine de aykırılık teşkil etmektedir.

4-4483 Sayılı Kanun'un, failler açısından daha geniş kapsamlı olduğunu görüyoruz.

MMHK, sadece memurlara uygulanan bir Kanun idi. Kanun'un 4. maddesinde geçen “müstahdemler” ibaresi haricinde, her yerinde “memur” tanımlaması kullanılmıştır. “Müstahdem” ibaresinin de, memur haricinde bir sınıfı ifade etmek için değil, memurları yorumlamak için kullanıldığı düşünülmektedir.

4483 Sayılı Kanun, “memurlar ve diğer kamu görevlileri” diyerek, kapsamı genişletmiştir. Kanunun 2. maddesi ile, “Devletin ve diğer kamu kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa edenler”, memur ve diğer kamu görevlileri olarak belirtilmiştir.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, görevlerine ilişkin suçları dolayısıyla özel hukuk usullerine göre yargılanması hem memurun ve hem de kamunun lehine bir uygulamadır. Bir yönden, memurlar ve diğer kamu görevlileri, haklarındaki asılsız isnat ve ithamlar karşısında korunmuş olacak, diğer yönden görevini suistimal ederek veya görev ayrıcalıklarını (yetkilerini) kullanarak suç işleyenler daha ağır bir ceza ile cezalandırılmış olacaklardır. Ancak, 4483 sayılı kanunun getirdiği değişiklikler ile memur aleyhine gelişmelerde olmuştur. Her şeyden önce memurun bağlı bulunduğu idarenin etkisiz hale getirilmesi ile kurumsal faktörler de (memurun lehine veya aleyhine) devre dışı bırakılmış olacaktır. Diğer yandan ise, memur özel hukuk normlarına göre genel yargılama mantığı içerisinde uzman olmayan hakim ve savcılar tarafından yargılanacaktır. Ama bütün bunlara karşılık, kendisine asılsız isnat ve iftirada bulunan kişiler aleyhine tazminat davası açabilecektir.

Bu kısa kıyaslamadan sonra, 4483 Sayılı Kanun'un, memurun lehine hükümler içermekle beraber aleyhine hükümleri daha çok içerdiğini söylemek mümkündür.

Bu hali ile 4483 Sayılı Kanun, memurlar açısından yeni yargı kıskaçları ortaya çıkarmakta, idari yapılanmamızdaki hıyerarşik silsileyi yok saymakta, yerel yönetimler üzerinde yeni vesayet mekanizması doğurmakta, bürokraside ve yargıda siyasallaşmayı artırıcı zeminlerin oluşmasına fırsat tanımaktadır.

Yargıyı hızlandıracağı iddiaları ile uygulamaya konulan bu düzenlemenin, yargı bürokrasisini daha da hantal hale getireceği, mekanizmada gereksiz bir yoğunlaşma ve yığılma oluşturacağı da şüphemiz olmayan bir tehlikedir. “Men-i Muhakeme” ile sonuçlanması muhtemel bir çok konu yargı bürokrasisini meşgul edecektir.

Şu da vardır ki, idare kendi bünyesindeki bir olayın doğrudan yargıya intikal etmesini istemeyeceği için, birçok memurun ön incelemesi dahi yapılmadan konunun üzeri kapatılma yoluna gidilecektir.

Sonuç olarak söyleyebiliriz ki; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin yeni düzenleme, demokratikleşme, siyasallaşma, anayasallık ve hukuki hakkaniyet noktalarında taşıdığı zaaflar nedeni ile, zaten sağlıklı işlemeyen idari ve yargı bürokrasisini olumsuz yönde etkileyecektir. Yeni tıkanma, yığılma ve hantallaşmalar doğuracaktır. Bu da şu anlama gelir ki, 1913 tarihli MMHK'dan daha iyi sonuçlar ortaya çıkarmayacaktır.

 

 

YARALANILAN KAYNAKLAR

-TOPUZ, İbrahim; Açıklamalı-İçtihatlı Memur Yargılama Hukuku, Mahalli İdareler Derneği Yayına, Ankara-2001

-DOĞAN, M.Emin; “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Kanun'a İlişkin Bir Değerlendirme”, Beklenen Mahalli İdareler Dergisi, S:1999/67

 

 

 
  Yazar: M. Emin DOĞAN (Büyükşehir Bld. Teftiş Kr. Bşk.) Okunma sayısı: 9064
   
Üye Girişi

Şifre:

 


Haftanın Karikatürü


Anket

CUMHURBAŞKANI KİM OLSUN ?

Toplam Oy : 496

 
 
2007-20010 © Huder.org